Eğitimde Şiddet Ve Güvenlik Analiz Raporu - Köşe Yazısı
Köşe Yazısı // 4 Mart 2026 Çarşamba
Eğitimde Şiddet ve Güvenlik Analiz Raporu

Eğitim Gücü Sen olarak; okullarımızın "şiddet mahalli" haline gelmesini reddediyoruz. Bu rapor, öğretmen güvenliğinin bir lütuf değil, anayasal bir zorunluluk olduğunu vurgulamaktadır.

I. TARİHSEL HAFIZA: 1990’LARIN AĞIR BEDELİ

Türkiye'de öğretmenlik mesleği, 1990'lı yıllarda Cumhuriyet tarihimizin en ağır sınavlarından birini vermiştir. Bölücü terör örgütünün "aydınlanmaya" karşı açtığı savaşta, 1990-2000 yılları arasında 160’ın üzerinde öğretmenimiz görevleri başında şehit edilmiştir.

Özellikle 1993 ve 1994 yılları, eğitim neferlerimizin sistematik bir tasfiyeye maruz kaldığı yıllar olarak tarihe geçmiştir. Köy okullarının yakıldığı, lojmanların gece baskınlarıyla hedef alındığı bu dönemde öğretmenlerimiz, devletin varlığını ve birliğini temsil ettikleri için kurşunlanmıştır. Bugünün şiddetini anlamak için, geçmişin bu fedakârlık dolu ama kanlı mirasını doğru okumak şarttır.

II. ŞİDDETİN KARAKTER DEĞİŞİMİ VE SOSYOLOJİK NEDENLER

Dün "dışarıdan" gelen terör saldırıları, bugün yerini okulun bizzat içerisindeki paydaşlardan gelen şiddete bırakmıştır. Öğretmen artık sınıfta kendi öğrencisinden, kapıda ise velisinden korunmak zorunda kalmaktadır.

Krizi Besleyen Temel Etkenler:

Popülist Eğitim Söylemi:

"Veli her zaman haklıdır" anlayışının bürokraside yerleşmesi ve öğretmenin "teknik hizmetli" statüsüne indirgenmesi.

Toplumsal Değersizleştirme:

Ekonomik ve sosyal statüsü geriletilen öğretmenin, toplumun gözünde hedef hâline getirilmesi.

VERİ ANALİZİ

Sendikal araştırmalarımız, öğretmenlerin %85'inin okul içinde kendini "tamamen güvende" hissetmediğini, her 4 öğretmenden birinin ise en az bir kez sözlü veya fiziksel şiddete maruz kaldığını göstermektedir.

IV. GÜNÜMÜZ ÖĞRETMEN CİNAYETLERİ VE SİSTEMİK SORUMLULUK

İbrahim Oktugan’ın katledilmesi tesadüf değildir. Bir disiplin sürecinin cinayetle sonuçlanması, okullarda idari otoritenin nasıl tırpanlandığının en acı örneğidir. Liyakatsiz atamalarla koltuk dolduran, öğretmenini veli karşısında "müşteri memnuniyeti" adına yalnız bırakan yöneticiler, bu şiddet ortamının dolaylı mimarlarıdır.

V. KRİZ MÜDAHALE EKİPLERİ (KME) VE ERKEN UYARI MEKANİZMASI

Şiddet, “geliyorum” diyen bir eylemdir. Bu nedenle müdahale, olaydan sonra değil olaydan önce başlatılmalıdır.

Eğitim Gücü Sen’in önerdiği Kriz Müdahale Ekipleri; riskli öğrenci profillerini ve çatışma odaklı veli yaklaşımlarını olay yaşanmadan önce saptayan, rehberlik–idare–hukuk süreçlerini aynı gün devreye alan bir erken uyarı ve müdahale mekanizmasıdır. Okullarda sadece “evrak” değil, can güvenliği de izlenebilir, ölçülebilir ve denetlenebilir hâle getirilmelidir.

VI. GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Eğitim çalışanlarının can güvenliği, devletin asli görevidir. 90'lı yıllarda terör örgütlerine karşı eğilmeyen bu mesleğin mensupları, bugün liyakatsizliğin ve sahipsizliğin kurbanı olmayacaktır. Eğitim Gücü Sen olarak, şiddetin her türlüsüyle mücadelede hukuki, idari ve eylemsel tüm yolları sonuna kadar kullanacağımızı ilan ediyoruz. Öğretmenini korumayan bir sistem, geleceğini inşa edemez.

Bu rapor, eğitim sistemindeki şiddet sarmalını kırmak amacıyla Eğitim Gücü Sen tarafından kamuoyunun ve yetkililerin dikkatine sunulmak üzere hazırlanmıştır. Taleplerimiz slogan değil, meslektaşlarımızın can güvenliği için hayati zorunluluklardır.

ONLİNE ÜYELİK Herkesin sustuğu yerde "Hak mücadelenizin gür sesi olarak BİZ varız.“ anlayışıyla kurulduk. "Mesele ve sorun varsa çözümü de var." inancıyla yola çıkmış Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası -EĞİTİM GÜCÜ SEN- bu amaçla kurulmuştur.
Online Üyelik